05 Aralık 2007 Çarşamba

[sensizlikfakultesi] Re: Başörtüsüne cumhuriteyçilerin bakış açısı!...

Bu konuda sizin gibi düşünüyorum. Bunu siyasi bir simge olarak gösterip toplumun %60 'ını oluşturan kişiler yok sayılması bizi üzüyor. Benimde annemler kapalı ve ülkemizi an az bizim kadar seviyorlar. Dini siyasi bir oyuncak haline getirmeleri, bu şekilde zulüm yapılması üzüyor. Ülkemiz laiktir. Her siyasi irade, güç kendini kurduktan sonra korumak içinde bazı kararlar alır. Bunu da kabul ediyoruz. Kabul edemediğimiz insanı korumak için konulan kanunlar daha sonra insandan daha üstün nasıl olur_? Eleştirilerim bu yönde ben ne AKP iktidarını seviyorum nede CHP muhalefetini sadece ikisi arasında sıkışmış bir millet olduğumuzu anlatmaya çalışıyorum. Eğer haddimi aştıysam özür dilerim.


05.12.2007 tarihinde TARIK GORGULU <gorgulutarik@gmail.com> yazmış:
Ayrıca şunuda hatırlatmak isterimki başörtüsü takan insanlara sonsuz saygım var. Ananemde takıyor . Ama bunu bir simge haline getiren, insanlara karşı cumhuriyetin tepkisini normal buluyorum. Destekliyorumda.
İzmirde İstanbulda Cumhuriyet yürüyüşlerinde bence insanlar buna tepki veriyordu

 
05.12.2007 tarihinde TARIK GORGULU <gorgulutarik@gmail.com > yazmış:
KAmusal alanlar varda dini alanlar yokmu islamiyettede 100 den fazla tarikat var ( bknz: COşkun aral islamın renkleri belgeseli) dürzi tarikati abdestsiz namz kılıyor kıyafet zorlaması olmayan tarikatler var
camilere de dini alan deniyor ibadet alanı deniyor şortla girdiğinizde hoca dışarı çıkartıyor herşeyin bir adabı var camiye girmeninde diyorlar
e ibadet alanına girmenin bir adabı varsa kamu alanına çıkmanında bir adabı olmalı
Bende camiye şortla gitmek istiyorum ama .....
sonsuz özgürlük yoktur biliyorsunuz
ayrıca kuranda başörtüsü ibaresi geçmiyor örtü deniyor

 
05.12.2007 tarihinde can . <cansdcan@gmail.com > yazmış:
"Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (dışarı çıkarken) üstlerine örtü almalarını (cilbab adı verilen dış giysiyi bürünmelerini) şöyle; bu onların tanınmalarını ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar..." (Ahzab 33/59).
 

Nur suresindeki ayet, iffeti korumaya yönelik örtünme ile ilgilidir:

 "Mümin erkeklere söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar; Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır. Mümin kadınlara da söyle gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, görünen dışında ziynetlerini (çekici ve güzel yerlerini, süslerini) açıp göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kavuştursunlar. Ziynetlerini kocaları veya babaları veya kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kadınları veya cariyeleri veya kadına ihtiyacı kesilmiş olup haneden geçinen erkekler veya kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Kurtuluşa ermeniz için hepiniz tevbe ederek günahtan dönün". (Nur 30-31).

Evet o devirde baş örtüsü diye birşey yoktu. Ama yüz, el ve ayakları açıkta bırakacak şekilde örtünmelerini (ki o devirde bu örtüye cilbab denirdi) gerektiğini açıkca söylüyor.

Evet aslına bakarsanız bir müslüman bayan olmama rağmen benimde kapanmam gerekirken günaha girip açık bir şekilde geziyorum. Bunun farkındayım ama kur'anda bu yokta diyemem. cumhuriyet gazetesini okuyorum. Gayet ciddi yazarların olduğunu düşündüğüm için. Ayetleri size yazdım. Bunları istediğiniz her hocanın tevsirine bakın açık bir şekilde kapanmanın gerektiğini size hadislerlede olsun ayetlerlede olsun açıklarlar .

Cumhuriyet döneminde, modern ulus-devletin yetiştirmeye çalıştığı "ideal insan tipi"  dini bağımsız düşünen, vahiyden kaynaklanan kültürel olgulara sırt dönen, dünyayı pozitivist nedensellikle algılamaya çalışan seküler bir insan tipinden oluşuyordu. Dolayısıyla dinden kaynaklanan bir örtünme şeklinin reddedildiği bir dönem yaşanmakta.
 
Yani kısaca dini yok sayıp avrupalaşma ya da özgürlüklere ulaşmak için dinin emir ve yasaklarından kaçınmak gerekiyordu. Bunun içinde zaman içerisinde dinde olan hükümlerin moderinleşmesi gerekiyordu. CUMHURİYET İÇERİSİNDE OTORİTER CUMHURİYETÇİLER (YANİ BU GÖRÜŞÜ SAVUNANLAR) VE DEMOKTATİK CUMHURİYETÇİLER (BAŞÖRTÜSÜNÜN DİNİN GEREĞİ OLDUĞUNU SAVUNANLAR) OLMAK ÜZERE İKİYE AYRILDI.
 
Belli bir süre bu şekilde devam ettikten sonra şimdiyse kamusal alanda başörtüsü olmaz diye bir gerekçe çıkarıldı. Eğer bir ülkede din ve vicdan özgürlüğü varsa (ki bizdede bu var! ) dini gerekleride yerine getirmekte mahsur olmaması gerekiyor. Kamusal alan diye düşününce başı örtülü bir bayanın evinin camından başını dışarı çıkarmaması gerekir caddeler, sokaklarda kamusal alandır. :)


05.12.2007 tarihinde TARIK GORGULU <gorgulutarik@gmail.com > yazmış:
     Tabiiki islamda başörtüsü diye bişi yok islamdan öncede arap kadınları başörtüsü takıyodu ve başörtüsü bu kültürün ürünüydü islamla gelmedi
islam getirmedi bunu
ayrıca islamdan önce arabistanda  her kadın sıcak nedeniyle takıyordu bugünse neyin simgesi diye tartışılıyor
cumhuriyete bu gericileri eleştirdiği için kızmak yersiz bence önce başörtüsünün tarihinede bir bakılmalı araştırılmalı boş boş söylenmemeli
bu din kimsye kapan demedi böylede inmedi
bence cumhuriyet bunu duyurmanın  mücadelesini veriyor
haklıda

 
05.12.2007 tarihinde can . <cansdcan@gmail.com > yazmış:

İ. Selçuk Aynaya Baksın!

CUMHURİYET ceride-i feridesi (seçkin gazetesi), yine bir saçmalığa imza koydu. İlhan Selçuk, Kur'an-ı Kerim ve Türbancılar başlıklı bir yazısında, türbanlı Müslüman kadınlara verip veriştirdi ve onlar için "Türbanı bir flamaya dönüştürüp siyaset sahteciliğinin en büyüğünü yaparak Müslümanlık taslayanlar ikiyüzlü yalancılardır... Bunlar Müslüman değil, kutsal Müslümanlığı kullananlardır... Topu cehennemliktir, çünkü Anadolu insanına en büyük kötülüğü yapıyorlar." dedi.

Cumhuriyet gazetesi şekil ve tasarım itibarıyla en ciddi görünen gazetemizdir. Maalesef muhteva (içerik), yayın siyaseti bakımından en gayr-i ciddi gazetemiz de odur.

İslâm dininde kadınların başlarını örtmesi yokmuş!.. Bu kocaman bir yalan ve hezeyandır. Böyle bir iddiayı Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulu, gerekçeli ve ayrıntılı iki fetvası ile reddediyor.

Kadınların tesettürü, başlarını örtmeleri Kur'an-ı Kerim ile, Peygamberin Sünneti ile ve icma ile sabittir.

Tesettür farzdır. Bu farzı inkâr eden İslâm dininden çıkmış olur. Farziyetini inkâr etmeden örtünmeyen ise günahkâr olur.

İlhan Selçuk, Atatürkçü geçiniyor. Peki, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanımın, eşi Latife Hanımın tesettürlü olduklarını bilmiyor mu? Çarşaf gibi fotoğrafları var.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün tesettür lehinde konuşması vardır,

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, s.87

21 Mart 1923 tarihinde Konya Hilaliahmer Kadınlar Şubesi'nin tertip ettiği çay ziyafetinde şöyle söylüyor:

"......Filhakika memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde tarzı telebbüsümüz [giyim tarzımız] kıyafetimiz, bizim olmaktan çıkmıştır!...

Dînimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata, hem fazilete uygundur...

Tarz-ı telebbüsümüzü ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklid edenler düşünmelidirler ki, her milletin kendine mahsus an'anesi, kendine mahsus âdeti, kendine göre millî hususiyetleri vardır.

Hiçbir millet aynen diğer milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milleti dahilinde kalabilir Bunun neticesi şüphesiz hüsrandır. Tarz-ı telebbüsümüzde ruhî ihtiyacını tatmin için islâm ve Türk hayatını iptidadan bugüne kadar layıkiyle tetkik ve etrafiyle tavzih etmekliğimiz lazımdır."

Yine Cumhuriyetin başlarında Mustafa Kemal Paşa, İzmir'e giderken Balıkesir'de durmuş, öğle namazını Zağanos Paşa Camii'nde kılmış, sonra minbere çıkarak hutbe okumuştur. Bu hutbede İslâm dinini övmüştür. O tarihlerde bu seyahatin hikâyesi ve okunan hutbe metni "Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa İzmir Yollarında" adlı bir kitapçıkta anlatılmıştır. Daha sonra bu kitap Latin harfleriyle İş Bankası Yayınları arasında çıkmıştır. İlhan Selçuk alsın da okusun.

Başörtüsü, bir farz olmanın yanında bir tercihtir de... Bütün İslâm kadınlarının siyasi maksatlarla örtündüklerini iddia etmek gülünçtür. İslâmcılık hareketi ve Siyasal İslâm yok iken de başörtüsü vardı. Başörtüsü İslâm dininin zuhurundan önce de vardı. Başörtüsü Yahudilikte, Hıristiyanlıkta, Hinduizmde ve başka dinlerde de vardır.

İlhan Selçuk, türbanlı Müslüman kadınlarına cehennemlik diyor. Aynaya baksa iyi eder.

Şu türban konusunu dillerine pelesenk ettiler, sonunda türban manyağı oldular. Hoşlanmamak, beğenmemek onların hakkıdır. Lakin hiç durmadan saldırmak, sövüp saymak hakkına sahip değiller.

Avrupa'daki Hıristiyan ülkelerde bile bizdeki gibi türban yasağı yok. Amerika'da, Kanada'da, İngiltere'de, Almanya'da, İsveç'te resmî üniformalı türbanlı polis hanımlar var.

Fransa dahil dünyanın bütün ileri, medeni, hukuklu, insan haklarına saygılı demokrat ülkelerde Müslüman kız öğrenciler üniversitelere başörtülü olarak gidebiliyorlar.

Türbanı yasaklamak, türbanlılara hakaret etmek, türbanlılara baskı yapmak, türbanlıların tahsil haklarını engellemek bir insan hakları ihlalidir. Bunu anlamak için hukukçu olmaya lüzum yok. Biraz insaf, iz'an ve vicdan yeterlidir.

Kadın konusunda Türkiye'nin en büyük ayıbı şudur:

T.C.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Emniyet Genel Müdürlüğü

Fâhişelik Vesikası

Düşünebiliyor musunuz bir kere... Devlet birtakım bedbaht kadınlara böyle bir vesika veriyor ve bunlar, kapısında polislerin beklediği iğrenç müesseselerde vücutlarını satarak ticaret yapıyorlar. Gelir vergisi ve KDV alınıyor, bu paralar bütçeye konuyor... Bu pis kölelik bir kadın hakları ihlali olmuyor ama başörtüsü takmak suç oluyor. Böyle bir rezalet karşısında taş olsa çatlar.

Örtünen kadınlara örtünün diye baskı yapan yok. Aksine açılın diye kanun dışı, adalet dışı, hukuk dışı baskılar yapılıyor.

Başları örtülü diye üniversitelere alınmayan nice kızımız, Viyana'ya gittiler ve orada tesettürlü olarak parlak tahsiller yaptılar. Rektörler, dekanlar, profesörler onlara diploma verdi. Kimisi yüksek lisans, kimisi doktora yaptı. Kimse onlara, başınızı niçin örtüyorsunuz diye sormadı, onlar mı medeni, yoksa bizdeki başörtüsü düşmanı Don Kişotlar mı?

İnsanlığın en kutsal hürriyeti din, inanç, vicdan, inandığı gibi yaşamak hakkı ve hürriyetidir. Bu hürriyeti zalimane bir şekilde kısıtlayanlar ve ihlal edenler hukuk önünde suçlu, tarih önünde sorumludur.

Asıl cehennemlikler türbanlı kadınlar ve kızlar değil; din ve inanç hürriyetine saldıranlardır.

Türbanı flama haline getirmişler... Ne kadar saçma, sübjektif, indî bir hükümdür bu.

Doğru dürüst tesettüre girmeyen birtakım havalı ve boyalı Müslüman kadın ve kızları biz de tenkit ediyoruz.

Tesettüre açılan savaş, başlangıçta kaybedilmiş bir savaştır. İlhan Selçuk ve yoldaşları boşuna kızıp köpürüyorlar, çırpınıyorlar, saldırıyorlar.

DİYÂNET'İN TESETTÜR FETVÂLARI

Bu fetvalar 16 sayfalık bir broşür halinde bastırılmıştır. Arzu edenler maliyet masraflarını ödeyerek fazla miktarda alıp dağıtabilirler. 100 adetlik paketi 10 YTL'dir. (Bedir Yayınevi, Cağaloğlu Yokuşu, No: 6/8 -Vilayet civarında-Cağaloğlu/İst. Tel: 0212 519 36 18 Taşraya posta veya kargo ile gönderilirse ilave ücret alınır.)

Tesettürün farz olduğunu ispat eden bu fetvalar, laik devletin resmi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilmiştir. Kimsenin itiraz etmeye hakkı ve mecali yoktur.

 

Arasırada olsa Cumhuriyet gazetesini ciddiyetinde dolayı okumayı seviyorum.Başlık kimseyi yanıltmasın.Sadece bu konuya i. Selçuk gibi bakanların fikirlerine saygı duymakla birlikte böyle bir yanılgıya nasıl düştüklerini anlamaya çalışıyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz.




--
keşke hep var olsaydım
gitmeseydim kimsenin hayatından
bırakmasaydım elleri
dayansaydım hep sırtlara
ve hep güç verebilseydim
umuda açılan yelkenler gibi...
                                    (alıntı)






--
keşke hep var olsaydım
gitmeseydim kimsenin hayatından
bırakmasaydım elleri
dayansaydım hep sırtlara
ve hep güç verebilseydim
umuda açılan yelkenler gibi...
                                    (alıntı)







--
keşke hep var olsaydım
gitmeseydim kimsenin hayatından
bırakmasaydım elleri
dayansaydım hep sırtlara
ve hep güç verebilseydim
umuda açılan yelkenler gibi...
                                    (alıntı)
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : sensizlikfakultesi@googlegroups.com
Bu gruba üye olmak için, boş bir mail atın:
sensizlikfakultesi-subscribe@googlegroups.com

KİTAPSIZ KÖY KALMASIN. ULUSAL KÖY KÜTÜPHANELERİ PROJESİ KATKILARINIZI BEKLİYOR
http://www.ulusalkoykutuphaneleri.com

http://www.hayalgemisi.net
http://www.hattattaner.com
http://www.sensizlikfakultesi.net
http://www.sensizlikfakultesi.com

Bir yerde O varsa,
Onda da bir yer vardır.
Yer nerede ya da ne kadarsa;
O yoksa, yok kadardır.
Ama bir de O varsa,
Yer hem hep kadar, hem her kadardır.

ÖZDEMİR ASAF

ÜYELERİN İSTEKLERİ DIŞINDA MSN TARZI PROGRAMLARDA KİŞİ LİSTESİNE EKLEMEK,ÖZEL MESAJ ATMAK ,SİYASAL MUHABBETLERE GİRMEK , YASADIŞI DOSYALAR YOLLAMAK , KÜFÜRLÜ KONUŞMAK , KESİNLİKLE YASAKTIR BÖYLE BİR ŞİKAYET KARŞISINDA ÜYELİĞİNİZ GERİ DÖNÜŞÜM OLMADAN SİLİNECEKTİR..
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

0 yorum: